Loading ...
Bozkurtlar Fm - Ülkücü Radyo
ulkucu-sanatcilar-yeni-albumler-tiklaulkucu-sehitler-ulku-ugruna-bolumufacebook-bozkurtlarfm-tikla twitter-bozkurtlarfm-tikla istek-hatti-ust-bozkurtlarfm

Bozkurtlar Fm - Ülkücü Radyo
728*90

Mete Kağan ve Oğuz Destanı

METE KAĞAN VE OĞUZ DESTANI

Erol Güngör

 Mete, Teoman Yabgu’nun oğlu ve veliahdı (kendisinden sonra hükümdar olacak kimse) idi. Ama Teoman Yabgu’nun başka bir eşinden de bir oğlu olmuştu ve bu kadın Teoman’dan sonra Mete yerine kendi oğlunun hükümdar olmasını istiyordu. Sonunda Teoman’ı kandırdı. Ama Mete Buna razı olmadı ve derhâl bir ordu toplayarak Hun tahtını ele geçirmek üzere yola çıktı. Böylece Türk târihinde ilk defa bu şehzade (prens), devlet uğruna babasıyla taht kavgasına girişiyordu. Osmanlı İmparatorluğu zamanında da ilk defa Birinci Murâd’ın oğullarından Savcı (Yıldırım Bâyezîd’in ağabeyisi) babasına karşı çıktı; sonra İkinci Bâyezîd’in oğlu Selim (Yavuz) babasıyla taht kavgasına girdi. Kanûnî’nin çok sevdiği eşi Hürrem Sultân kendi oğlu Selîm’i (İkinci Selîm) velîahd yapmak isteyince, pâdişâhın öbür oğulları (Mustafa ve Bâyezîd) da babalarına isyan ettiler.

 Mete çok yüksek kabiliyetli bir komutandı. Topla­dığı ordu ile babasını yendi ve Hun tahtına oturdu. Çin târihleri onun üstün meziyetlerini ve yaptığı büyük işleri uzun uzun anlatırlar. Devletinin ve milletinin işleri için kendi çıkarlarını hiçe sayardı. Anlatılanlara göre bir defasında Hunlar zor durumda kalmışlar ve Çinliler’den barış istemişlerdi. Çinliler barış için Mete’nin en sevdiği atını istediler, hemen verdi. Ama Çin hükümdarı bununla yetinmedi, başka şeyler de istedi. Mete kendine âit nesi varsa hepsini birer birer veriyordu. Sonra Çinliler sınırda küçük bir arazî istediler. Burası hiçbir işe yaramayan kurak, kumlu bir topraktı. Ama Mete buna çok sinirlendi ve şöyle dedi:

 “Benden ne istedinizse verdim, çünkü onlar benim malımdı. Ama bu toprak benim değil, milletimindir. O toprağı korumak için savaşır, canımı veririm.”

 Türklerin Oğuz Kağan Destanı’ndaki Oğuz Kağan’ın Mete olduğu söylenir. Oğuz Kağan’ın Şehnâme’de ve Dîvân-ı Lugati’t-Türk’de adı geçen Alp Er Tunga olduğunu söyleyenler de vardır. Oğuz Kağan Destanı şöyledir:

 Bir gün Türk kağanının bir oğlu doğdu. Oğlan daha doğduğunda kara kaslı, kara saçlı, ela gözlü bir güzeller gü­zeliydi. Anasından bir kere süt emdi, bir daha dönüp bakmadı. Büyükler gibi konuşuyordu. Büyüklerin yiyeceklerinden istiyor ve onları yiyordu. Kırk günden sonra koşup oynamaya, ata binip avlanmaya başladı. Gide gide bütün imkeli’nin en yiğit delikanlısı oldu.

Adını Oğuz koydular. Gece-gündüz Tanrı’ya el açar, yakarırdı. Bir gün yine yakarırken gecenin karanlığında gökten bir ışık düştü. Aydan, güneşten daha parlak bu ısırırı içinde perilerden güzel bir kız duruyordu. Gül benizli, güleç yüzlü, saçları topuklarına kadar varan bu güzel kız Oğuz’un aklını başından aldı. Bu muhakkak ki ona Tanrı’nın bir hediyesiydi. Oğuz kızı alıp kendine eş etti. Ondan üç oğlan doğdu. Oğuz bunlara sırasıyla Gün, Ay, Yıldız adlarını koydu.

 Yine günlerden bir gün göl kıyısında avlanırken, iri bir çınar ağacının kovuğunda bir kızın oturmakta olduğunu gördü. İnce belli, ay yüzlü, inci dişli bu kız Oğuz’un gönlünü kor gibi yaktı. Kızı görür görmez tutulan Oğuz onu da alıp götürdü, eş edindi. Üç oğlu da ondan oldu. Bunlara Gök, Dağ, Deniz adlarını koydu.

 Oğuz’un ünü ve kudreti her yere yayılmıştı. Gün doğusunda hüküm süren Altın Kağan ona itaat ettiğini bildirdi, kervan dolusu altın, gümüş, inci, yakut gönderdi. Oğuz yeryüzünde bütün kağanları hükmü altına almak için sefere çıktı. Kırk günden sonra Buz Dağı’na gelmişlerdi. Oğuz orada çadır kurup geceledi. Tan yeri ağarırken çadırına bir ışık indi. Işığın içinden gök tüylü, gök yeleli, kızıl ağızlı bir erkek kurt çıktı. Kurt Oğuz’a dönerek:

 “Ey Oğuz Kağan, sana yol göstereceğim. Ben nereye gidersem sen de oraya gideceksin” dedi.

Oğuz Kağan ordusuyla oradan kalktı, yola düştü. Kurt önde gidiyor, ordu onu takip ediyordu. Günlerce yol gittiler.

 Bir gün kurt durdu. İtil Irmağı’na gelmişlerdi. Irmak kenarında düşman ordusuyla karşılaşan Oğuz Kağan hü­cum etti. Okla, mızrakla, bıçakla, boğaz boğaza çarpıştılar. Sonunda düşman ırmağa döküldü, ülkesi Oğuz’un eline geçti.

 Kurt yine öne düşüp yürüyordu. Oğuz Kağan onun ardından yine günlerce gidip Sind ülkesine vardı. Orada da düşmanla vuruşup galip geldi, ülkesini kendine bağladı. Oğuz Kağan ‘in bir veziri vardı. Adına Uluğ Türk derlerdi. Ak sakallı, çok akıllı, çok bilgili bir koca kişiydi. Bir gece bir rüya gördü. Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar uzanan bir altın yay ve onun üzerinde kuzeye doğru yönelmiş üç gümüş ok görmüştü. Bunun hayırlı bir rüya olduğunu, Oğuz’a büyük devlet geleceğini düşündü ve gidip Kağan’a durumu anlattı. “Ey Kağanım” dedi, “Tanrı sana ulu devlet bağışlayacak. Yürü var git, senin önünde diz çökmeyecek kağan, boyun eğmeyecek ülke yoktur”. Oğuz bu öğütleri iyice dinledi. Tanrı’nın kendisine hep yardımcı olduğunu biliyordu. Oğullarını yanına çağırdı, onlara dedi ki:

 “Ey oğullar, gönlüm ava gitmek diler. Ama artık koca (hm, dizimde derman, gözümde fer azaldı. Benim yerime sizler gidin. Gün, Ay ve Yıldız, Doğu tarafına gitsin, Gök, Dağ ve Deniz de Batı tarafına gitsin.

 Gün, Ay ve Yıldız gündoğusuna gidip çok av avladılar, dönerken yolda bir altın yay buldular. Getirdiler, babalarına verdiler. Oğuz Kağan yayı üçe parçalayıp her birine birer parçasını verdi: “Ey büyük kardeşler, yay sizin olsun, sizler yay gibi olun” dedi.

 Gök, Dağ ve Deniz günbatısına gitmişler, onlar da pek çok av bulmuşlardı. Gelirken yolda üç gümüş ok buldu­lar, getirip babalarına verdiler. Oğuz Kağan “Ey küçük kardeşler, bu oklar sizin olsun” dedi ve her birine bir ok verdi. “Sizler ok gibi olun” dedi.

Bundan sonra Oğuz Kağan büyük kurultayını topladı. Büyük bir ziyafet verdi. Ülkesini oğulları arasında bölüştürdü, onları toplayarak,

 “Ey oğullarım” dedi, “Ben çok yaşadım, çok savaşlar gördüm. Çok ata bindim. Düşmanlarımı ağlattım, dostlarımı güldürdüm. Tanrı bana ne vermişse onun karşılığında hayırlı işler yaptım. Şimdi size ülkemi veriyorum. Sözlerimi iyi dinleyin…”

 Oğuz Kağan Destanı’nın Uygurca tek yazılı metni buradan sonra eksiktir.

DESTANLARIMIZ SAYFASINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ >>>



0 Yorum YAPILMIS “ Mete Kağan ve Oğuz Destanı ” iCiN

Yorum Bolumu Kapali

radyo-bozkurtlar-fm-8-yil-sizlerle-2017

DAVAM.AZ

DAVAM AZ

Get the Flash Player to see this player.

Popüler Yazılar

Ahmet Şafak’ın Annesi Vefat Etmiştir

Değerli Sanatçımız,... 

Ülkücü Şehitlerimiz Resimleri ve O günler

ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER Abdil... 

Bozkurtlar Fm 1. Şiir Yarışması

Sizlerden gelen istekler... 

Kilise ve Papa Severlere Birkaç Not

Kilise ve Papa Severlere... 

Rastgele Yazılar

ATATÜRK RESİMLERİ

ATATÜRK RESİMLERİ... 

Mustafa Pehlivanoğlu – Ülkücü Şehit

ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSTAFA... 



YASAL UYARI:Bu sayfalarda yayinlanan hic bir yazi, gorsel, resim, analiz ve kullanicilara sunulan diger materyal izin alinmadan bir baska web sitesinde, yazili veya gorsel basin organlarinda yayinlanamaz. Bu sayfalarda yayinlanan bilgi, gorus, yorum, haber veya oneriler nedeniyle ortaya cikacak ticari kazanc veya kayiplardan sorumluluk kabul edilmez. Buradaki yazi, gorus ve yorumlar sayfa ziyaretcilerini veya sahislari sadece ve sadece bilgilendirme niteligi tasimaktadir.Bozkurtlar Fm Tum Yasal Haklarini Sakli Tutmaktadir.Yasal Uyariyi Dikkate Almayan Web Sitesi Sahipleri Hakkinda Bozkurtlar FM Avukati gerekli yasal islemleri baslatma hakkina sahiptir...RADYO BOZKURTLAR FM - SiZiN SESiNiZ SiZiN RADYONUZ 2009-2017