Seyyid Ahmet Arvasi Kimdir ?
Seyyid Ahmet Arvasi, 15 Şubat 1932 yılında Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde dünyaya geldi. Babası Gümrük Müdürlüğü’nden emekli Abdulhakim Efendi, annesi Cevahir Hanım’dır. Ailenin altı çocuğundan birincisi olan S.Ahmed Arvasî, ilköğrenimine Van’da başlayıp Doğubayazıt’ta tamamlamıştır. Ortaokulu Erzurum’da bitiren Arvasî, lise öğrenimine Erzurum Erkek Öğretmen Okulu’nda başladı, Erciş Öğretmen Okulu’nda bitirdi. 1952 yılında Konya’nın Doğanbeyli Nahiyesinde ilkokul öğretmeni olarak göreve başladı.

Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik görevini sürdüren Arvasi, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümünü 1958 yılında tamamlayarak çeşitli eğitim enstitülerinde pedagoji öğretmenliği yaptı. 1978 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nden 24 arkadaşıyla birlikte siyasi amaçlar için sürgün edilen Arvasi 1979 yılında emekli olmak zorunda kaldı. Aynı yıl Milliyetçi Hareket Partisi Olağan Kongresi’nde Genel İdare Kurulu Üyesi sıfatıyla aktif siyasete atıldı.1966 yılında Alparslan Türkeş’le tanıştı ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisine katıldı. 1967 yılında yayımlanan “Kendini Arayan Adam” adlı eseriyle milliyetçi gençler arasında tanınmaya başladı. 1978 yılında Hergün gazetesinde “Türk-İslam Ülküsü” adını verdiği köşe yazıları yazmaya başladı, 1970’li yıllar boyunca ülkücü gençlik üzerinde hayli etkili oldu.

Seyyid Ahmet Arvasi 1970’li yılların siyasi ortamında milliyetçilerin İslam’dan, İslamcıların ise milliyetçilikten uzak durmasını dert edindi. İslamcı çevrede milliyetçileri ırkçılıkla, milliyetçi çevrede ise İslamcıları milliyet düşmanlığıyla suçlayanlar vardı. Arvasi Hoca din ile milliyetin en az bin yıldan beri birbiriyle kaynaştığını ifade ederek “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuz” formülünü seslendirdi. Türk milliyetçiliğini insani ve ilerici bir hareket olarak gören Arvasi, ömrünü Türk milliyetçiliğine adamasını şöyle izah etti: “Ben Afrika’nın ortasında doğmuş bir zenci olsaydım ve bu şuur yine bende olsaydı, tereddütsüz Türk milliyetçisi olurdum çünkü ben Amentü’ye iman ettiğim gibi iman ediyorum ki Türk milletinin de İslam âleminin de mazlum milletlerin de kurtuluşu Türk milliyetçilerindedir.”

Seyyid Ahmet Arvasi Hoca bir Doğu Anadolu insanı olarak doğu meselesiyle de yakından ilgilendi, çözüm aradı. Devlet Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da anaokulları, kütüphaneler, üniversiteler açmalı, radyo ve televizyon daha etkili yayın yapmalı, güçlü bir ulaşım ve haberleşme ağı kurmalı, planlı bir şehircilik politikası izlemeli ve bölgede sanayi merkezleri kurmalıydı. Bugün, onun söylediklerinin ne kadar isabetli olduğunu hep birlikte görüyoruz. 12 Eylül darbesinin ardından tutuklandı ve MHP ana davası sanıkları arasına dâhil edildi, 1981’de serbest bırakıldı.
Milletlerin ruh üfleyen, onları büyük ideallerle buluşturan kılavuzları vardır. Kendilerine ait bir yaşamları yoktur, milletleri için yaşarlar. Arvasi de o büyük idealistlerden biridir, hayatı, eserleri millete adanmıştır.

Bugün bir problem olarak karşımızda duran sakat ve arızalı din algısını yarım asır önce tespit etmiş, hür insanı tarif ederken şunları söylemiştir: “Hür insan, Allah’ın rızasından başka çıkış noktası aramaz. O, egosunu da toplumu da putlaştırmaz, objektif ve subjektif putların tamamını kafasında kırar, kula kulluk etmez.” Bugün, insanlık sayısız sahte tanrı üreterek aklını ve beynini kendi elleriyle tasmalamış, zincire vurmuştur. “İslam’da ruhbanlık yoktur.” diyen Arvasi, günümüzde bir nevi din tekeli oluşturan sınıfları da reddederek “İslam, Allah ve Resul’ünün dinidir ve herkese açıktır, hiç kimse hiç kimseyi bu dinden aforoz edemez.” der. İslam’da “dini temsil edenler veya etmeyenler” diye ayrım yoktur. Böyle bir sınıflandırma, tüm insanlığı hedef alan ve herkesten aynı şeyleri isteyen bir dini bağlamından çıkarmak, vatandaşın bazısını bazısına dinî anlamda mecbur etmek, bağlamak anlamına gelir, Arvasi Hoca bunu kabul etmez.

Ulus ve milleti reddedenlere bunun yanlışlığını haykıran Arvasi “İslamiyet, âlemşümul bir dindir, ırkları ve milletleri hem kabul ve tasdik eder hem de İslam kardeşliği şuuru içinde iş birliği yapmaya çağırır.” der. Bu “ümmet” kavramının Arvasi’de siyasi bir kavram olmadığı anlamına gelir.
Seyyid Ahmet Arvasi, Türk milletine âşıktır; Türk’ten, Türlükten korkan, kaçanlara seyit yani Peygamber’in kutlu soyundan gelmesine rağmen “Dünyada tek bir Türk kalsa o, benim.” der. Türk milletinin İslam’a ve insanlığa yaptığı hizmetleri kitaplarının odağına yerleştirir. Abdülhakim Arvasi’nin sözleriyle şöyle der: “Ben bir seyidim. Bu demektir ki Türk soyundan değilim ama yeryüzünde bütün Türkler silinse, 3 Türk kalsa birisi ben olurum, 2 Türk kalsa yine birisi ben olurum, 1 Türk kalsa o yine ben olurdum, son Türk kalsa da yine ben olacağım çünkü Türkler olmasa bugünkü manada İslamiyet olmazdı.” Bahtiyarız ki misyonumuz hâlâ devam ediyor.

Demokrasiyi İslam dışı ilan eden, dünya umurundan habersiz din adamlarını eleştirerek “Yüce Kitabımız insanlara yine insanların tahakküm etmesini yasaklamıştır, idare edenlerin de edilenlerin de tahakküm hakkı yoktur. Dinimiz, danışmaya, halkın rey ve düşüncesine büyük önem vermiştir ‘Ümmetin ihtilafında rahmet vardır.’ diyerek de bir nevi çoğulcu bir yapıya cevaz vermiştir.” der.

Seyyid Ahmed Arvasi 31 Aralık 1988 Cumartesi günü saat 11:00 sıralarında daktilosunun başında yeni bir yazı kaleme alırken vefat etmiştir. Arvasi’nin cenaze namazı için yurdun çeşitli yerlerinden gelen binlerce kişi, Fatih Camii’ni ve bahçesini doldurdu. Merhumun akrabası Van Eski Müftüsü Seyyid Kasım Arvasi cenaze namazını kıldırdı. Arvasi Hoca, Edirnekapı’da damadı Reşat Yamankaradeniz’in yanına defnedildi. Kabrinin biraz aşağısında meşhur Osmanlı şeyhülislamlarından İbni Kemal hazretlerinin kabri vardır.
SEYYİD AHMET ARVASİ ESERLERİ
Türk-İslam Ülküsü (3 cilt), Kendini Arayan İnsan, İnsan ve İnsan Ötesi, Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz, Şiirlerim, Eğitim Sosyolojisi, Doğu Anadolu Gerçeği, İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri, İlmihâl. Hasbihal (6 cilt). Hasbihal, daha sonra konularına göre şu isimlerde yayınlandı: (Emperyalizmin Oyunları, Devletin Dini Olur mu, Kadın Erkek Üzerine, İnsanın Yalnızlığı.) “Hasbihal” daha sonra tekrar altı cilt olarak yayınlandı.
Mamak Günleri, Türkiye’de Şark Meselesi ve Alınacak Tedbirler, Sohbetler.
NOT: Düşünen Adamdan Mektup Var. (Hergün gazetesinde çıkıp “Türk-İslam Ülküsü” adlı eserinde olmayan makaleleridir. Hüdavendigâr Onur, kütüphanelerde Hergün gazetelerini tarayarak bu yazıları tespit ederek “Düşünen Adamdan Mektup Var” adıyla yayınlandı. Kitabın adı aynı zamanda yapıtta yer alan bir makalenin başlığıdır.)

Kendi kaleminden Seyyid Ahmet Arvasi
Ben 15 Şubat 1932 Pazartesi, Ağrı ilinin Doğubeyazıt kasabasında doğdum. Ailece Van’ın Müküs (Bahçesaray) kasabasına bağlı Arvas (Doğanyayla) köyündeyiz. Muhitimizde bu köyün adına izafeten Arvasiler olarak tanınırız. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra, köyümüzün adı soyadımız oldu.Babam Van Gümrük Müdürlüğü’nden emekli Abdulhakim Efendi, annem ev kadını Cevahir Hanım’dır. Biri benden büyük 5 kardeşim var. Evliyim. Halen 5’i hayatta 6 çocuk babasıyım. İlkokula Van’da başladım. Doğubeyazıt’ta bitirdim. Ortaokula Karaköse’de başladım, Erzurum’da bitirdim. Daha sonra Erzurum Erkek Öğretmen Okulu’na (sonra Nene Hatun Kız Öğretmen Okulu oldu) kayıt yaptırdım. 1952 yılında ilkokul öğretmeni olarak çalışıp askerliğimi yedek subay olarak tamamladım. 1952 yılında ilkokul öğretmeni olarak çalışıp askerliğimi yedek subay olarak tamamladım. Sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’ne kaydoldum. 1979 yılında emekliye ayrıldım. Ben, İslam iman ve ahlakına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, Türk milletini iki cihanda aziz ve mesut görmek isteyen ve böylece İslam’ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna yer yoktur. İster azınlıklardan gelsin, isterse çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında Şanlı Peygamberimiz’in “Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır.” tarzında ortaya koydukları yüce prensiplere de bağlıyım. Öte yandan İslam’ın yakından uzağa doğru bir fetih ile bütün beşeriyeti tevhid bayrağı altında bütünleştirmeye çalışan İlahi sistem olduğunu da unutmuyorum. Yine Şanlı Peygamberimiz’in “İlim müminin kaybolmuş malıdır. Nerede bulursa almalıdır.” tarzında formülleştirdiği mukaddes ölçüye bağlı olarak, hızla muasırlaşmak gereğine inanmaktayım. Bu Türk-İslam kültür ve medeniyetinin yeniden doğuşu (rönesansı) olacaktır. İslam’dan zerre taviz vermeden yepyeni kadrolar ve müesseseler ile zamanımızın bütün meseleleri, vahyin, Peygamber tebliğlerinin ve sünnet yoluna bağlı büyük müçtehitlerin açıklamalarının ışığında, yeniden bir tahlile ve tertibe tabi tutulabilir. İnanıyorum ki, hem Türk hem Müslüman olmak hem de muasır dünyaya öncülük etmek mümkündür. Ecdadımız bütün tarihler boyunca bunu denediler ve başarılı oldular. O halde bizler niye bu tarihî misyonumuzu yerine getirmeyelim? Asla unutmamak gerekir ki, yabancı ideolojiler, yabancı ve istilacı devletlerin fikir paravanalarıdır. Milletleri içten vuran sinsi tuzaklardır. Bunu bildiğim, buna inandığım içindir ki, Türk milletini parçalama oyunlarına ve tertiplerine karşı durmayı, büyük bir namus ve vicdan borcu bilmekteyim. Hele bir Doğu Anadolu çocuğu olarak, doğduğum ve büyüdüğüm bölge etrafında döndürülmek istenen hain niyetlere, kahpe tertiplere karşı elbette kayıtsız kalamazdım. Beni yakından tanıyanlar, bütün hayatımı ve çalışmalarımı Türk-İslam Ülküsü’ne vakfettiğimi elbette bilirler. Beni bu mukaddes yoldan döndürmek için ne oyunlarla, ne tertiplere ve ne kahpeliklere maruz bırakıldığımı bir Allah bilir bir ben. Şüphesiz bu oyunlar bitmemiştir ve kolayca biteceğe de benzemez. Kesin olarak iman etmişimdir ki, Müslüman Türk milleti ve onun devleti güçlüyse, İslam dünyası da güçlüdür. Aksi bir durum varsa, bütün Türk dünyası ile birlikte İslam dünyası da sömürülmektedir. Galiba bu durumu en iyi idrak edenler de düşmanlarımız. Onun için bütün İslam dünyasını esir almak isteyen şer kuvvetlerin ilk hedefi Türk devleti ve Türk milleti olmuştur. Tarihten ibret almasını bilenler, bunu ayan-beyan göreceklerdir. Durum günümüzde de aynıdır. Onun için diyorum ki; Türk devletini yıkmak ve Türk milletini parçalamak isteyen bölücüler yalnız Türklüğe değil, İslam’a da ihanet etmektedirler.
(Seyyid Ahmet Arvasi, Hasbihal, C:1)
Etiketler: "İslam'da ruhbanlık yoktur." diyen Arvasi, (Seyyid Ahmed Arvasi, Abdülhakim Arvasi'nin sözleriyle şöyle der: "Ben bir seyidim. Bu demektir ki Türk soyundan değilim, Arvasi de o büyük idealistlerden biridir, Arvasi'nin cenaze namazı için yurdun çeşitli yerlerinden gelen binlerce kişi, Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz, Doğu Anadolu Gerçeği, Düşünen Adamdan Mektup Var. (Hergün gazetesinde çıkıp “Türk-İslam Ülküsü” adlı eserinde, Eğitim Sosyolojisi, Hasbihal, İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri, İlmihâl. Hasbihal (6 cilt). Hasbihal, İnsan ve İnsan Ötesi, Kendi kaleminden Seyyid Ahmet Arvasi, Kendini Arayan İnsan, Mamak Günleri, Seyyid Ahmed Arvasi 31 Aralık 1988 Cumartesi günü vefat etmiştir., Seyyid Ahmed Arvasi Biyografi, Seyyid Ahmed Arvasi Fotoğraf, Seyyid Ahmed Arvasi Hayatı, Seyyid Ahmed Arvasi Kimdir Hayatı, Seyyid Ahmed Arvasi Resimleri, Seyyid Ahmet Arvasi 15 Şubat 1932 yılında Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde dünyaya geldi, Seyyid Ahmet Arvasi Edirnekapı'da damadı Reşat Yamankaradeniz'in yanına defnedildi, SEYYİD AHMET ARVASİ ESERLERİ, Seyyid Ahmet Arvasi Hergün gazetesinde "Türk-İslam Ülküsü" adını verdiği köşe yazıları yazmaya, Seyyid Ahmet Arvasi Hoca bir Doğu Anadolu insanı olarak doğu meselesiyle, Seyyid Ahmet Arvasi ilkokul öğretmeni olarak göreve başladı., Seyyid Ahmet Arvasi Kabri Mezarı, Seyyid Ahmet Arvasi Milliyetçi Hareket Partisi Olağan Kongresi'nde Genel İdare Kurulu Üyesi, Seyyid Ahmet Arvasi Türk milletine âşıktır;, Seyyid Ahmet ARVASİ'nin Kabri nerede, Şiirlerim, Sohbetler., Türk-İslam Ülküsü (3 cilt), Türkiye'de Şark Meselesi ve Alınacak Tedbirler, Ulus ve milleti reddedenlere bunun yanlışlığını haykıran Arvasi, Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik görevini sürdüren Arvasi
































